Dua ifadesi bizim zihnimizde sıkıntılı zamanlarda yardım istemek için Allah’a yalvarmak ya da sadece namazlardan sonra tekrarlamayı adet haline getirdiğimiz bir davranıştan ibaretmiş gibi geliyor. En azından bende öyle.
Oysa manevi disiplini birinci ağızdan öğrendiğimiz Allah Resulü Hz Muhammed Sallallahu aleyhi sellem Efendimizin yaşamında dua neredeyse her fiilin ya başında ya sonunda, bazen de başlarken ayrı biterken ayrı olmak şartıyla her anında.
Elbisesini giyerken, devesine binerken, bir yokuş inişinde veya çıkışında, yatağına yatarken ve uykudan kalkarken, tuvalet ihtiyacını gidermeden önce ve giderdikten sonra, evden dışarıya adım atarken, kısacası her durumda dua eder, Allah’ı anardı. Zikir, gün boyunca onun (sas) dilinde, gönlünde ve zihninde idi. Yemeğe başlarken mutlaka besmele çeker, sonunda da hamd ve senâda bulunup şükrederdi. Gece Allah’ı zikrederek yatar, yine Allah’ı zikrederek kalkardı.
Sabaha ya da geceye başlarken:
“Allah’tan başka ilah yoktur. Tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamdler O’nadır. O, her şeye kadirdir. Rabbim! Bu gecede olacak hayrı, bundan sonra olacak hayrı senden taleb ediyorum. Bu gecede olacak şerden ve bundan sonra olacak şerlerden sana sığınıyorum. Rabbim! Tembellikten, yaşlılığın kötülüklerinden sana sığınıyorum. Rabbim! Cehennem azabından, kabir azabından sana sığınıyorum!”
Resulullah (sav) sabah olunca aynı duayı sabah için yapardı.
Peygamberimiz (sas) tuvalete girerken ve çıkarken şöyle dua ederdi:
Girerken:
“Allah’ım pislikten ve pis şeylerden sana sığınırım.”(Buhârî, Da’avât, 15)
Çıkarken:
“Üzerimden sıkıntıyı kaldıran ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.” (İbn Mâce, Tahâret, 10)
Peygamberimiz (sas) abdeste başlarken ,” Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla şeytanların vesvesesinden ve onların yanımda olmalarından ya Rabbi sana sığınırım” şekilde dua ederdi. Ellerini yıkarken, Allah’ım senden iyilik, bereket dilerim ; uğursuzluk ve helaktan sana sığınırım, derdi. Ağzını yıkarken, Allah’ım Kur’an okumakta, sana şükretmekte, seni çok zikretmekte bana yardımcı ol, derdi.
Burnuna su verirken, “Allah’ım ben kulundan razı olduğun halde Cennet kokularını bana koklat” , derdi. Yüzünü yıkarken, “Ey Rabbim! Veli kullarının yüzlerinin ağardı günde benim yüzümü de ilahi nurunla nurlandır.” derdi.
Sağ konunu yıkarken, “Ey Rabbim! Kitabımı sağ tarafımdan ver ve hesabımı kolaylaştır.” Sol kolunu yıkarken “Ey Rabbim! Kitabımı sol tarafımdan ve arkamdan da verme!”. derdi. Başını mesh ederken,” Allah’ım beni rahmetine gark et, Senin himâyenden başka bir himâyenin bulunmadığı günde beni Arş’ının gölgesi altında gölgelendir.” derdi. Boynunu mesh ederek ” Allah’ım boynumu cehennem boyunduruğundan azad eyle.” diye dua ederdi. Ayaklarını yıkarken” Ya Rabbi Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl.” şeklinde duasını tamamlardı.
Yemekten sonra şöyle dua ederdi :
“Bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslüman yapan Allah’a hamdolsun.”
Evden dışarıya adım atarken;
“Ey Allah’ım! Hak yoldan sapmaktan, saptırılmaktan; ayağı kaymaktan, kaydırılmaktan; zulmetmekten, zulme uğramaktan; cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 11)
Peygamberimizin (sas), yolculuğa çıkmadan önce dudaklarının arasından şu cümleler dökülürdü:
“Allah’ım! Yolculuğun yorgunluk ve sıkıntılarından, yoldan kötü bir şekilde dönmekten, iyi hallerden kötü hallere düşmekten, mazlumun bedduasından, mala ve aileye gelecek kötülüklerden sana sığınırım.” (Müslim, Hac, 426)
Bineğine binerken :
Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir, yoksa biz buna güç yetiremezdik! Ve biz kuşkusuz rabbimize geri döneceğiz. (Zuhruf, 43/13-14)
Rasûlullah (sas) uyumak istediği zaman sağ elini yanağının altına koyarak şöyle derdi:
“Allah’ım! Senin isminle ölür, senin isminle dirilirim.” (Buhârî, De’avât, 7-8; Müslim, Zikr, 59)
Bu örnekler çoğaltılabilir. Burada esas olan günümüz Müslümanı, söylemek biraz zor ama, Allah’ı unuttu. Allah’la olan irtibatını kesti. Günümüz insanı demiyorum özellikle günümüz Müslümanı diyorum. Namaz kılarken bile Allah’ı düşünmediğimiz rekatlar geçiyor. Telaşla alınan abdest, telaşla ve akılda dolaşan binbir garip düşünceyle kılınan namazlar… Düzelmesi gereken bir ilişki var ortada. “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 3/191) ayet-i kerimesindeki her an ve her durumda Allah’la irtibat halinde olan Müslüman olmak için çabalama vakti…
(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl´ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!
(Furkan /77)
