İtidal

İtidal kelimesi köken itibariyle adalet kelimesi ile aynı anlamdan gelmektedir. İki kelimenin ruhuna da aynı mana hayat vermiştir . Ne eksik ne fazla, tam ayarında, tam da olması gerektiği miktarda ifadeleri hem adalet için hem de itidal için anlam karşılığı olarak yeterlidir. Yaptığımız her işin hakkını vererek, gereken kadar, ne eksik ne fazla orta yolu tutmak, yaşamımızın her alanında sırat-ı müstakim üzere olmak Müslümandan istenendir.

İtidallin zıttı ise ifrat ve tefrittir. Fazlalık yönünde sapmaya ifrat, eksiklik yönünde sapmaya da tefrit denir. İkisi için de aşırı uç ifadesi yerinde bir karşılık olur. Her ne kadar günümüzde uçlarda yaşamak farklılık gibi görünse de aslında insanın yaşam kalitesini düşüren, hem kendini hem de etrafındaki insanları sıkıntıya sokan bir tutumdur.

Birinin, Allah’ın rahmetinden ümit kesmesi ifrattır. Çünkü Ayette belirtildiği üzere Allah’ın rahmetinden ancak sapıklar, kâfirler ümit keser. (Hicr 56)
Allah’tan korkmayıp Allah’ın rahmetini garanti bilmek de tefrittir. Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur: (Her istediğini yapıp, rahmete kavuşacağını ümit eden ahmaktır.) [Tirmizi]
Az ibadet etmek tefrittir. Gücünün yetmediği şekilde ibadet etmeye çalışmak da iftattır. Geceleri hiç uyumadan namaz kılmak, gündüzleri hep oruç tutmak, hanımından uzak kalmak, et, süt, tatlı gibi şeyleri hiç yememek, ifrattır, aşırı gitmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.) [Nesai]

(Din kolaylıktır. Bir kimse, onu ince eleyip sık dokursa, din ona mutlaka gâlip gelir. Öyle ise, ifrat ve tefritten sakının, orta yolu tutun.) [Buhari]
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’den yaptığı bir rivayette Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki :

“Orta yolu tutun, güzele yakın olanı arayın, sabah vaktinde, akşam vaktinde, bir miktar da gecenin son kısmında yürüyün (ibadet edin), ağır ağır hedefe varabilirsiniz. Unutmayın ki sizden hiç kimseye, yaptığı amel, cenneti kazandırmayacaktır” buyurdu.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) burada daha ziyade vasatı hedef olarak göstermektedir. Çünkü en iyinin hududu yok, mükemmelin aranması, sonu gelmeyen vesveselerin içine sürükleyebilir.
İbnu’l-Münir şöyle der:
“Bu hadis, Hz. Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in hak peygamber olduğunu gösteren bir delildir. Çünkü bizden öncekilerin gördüğü gibi biz de görüyoruz ki, dinde aşırı titiz, mükemmeliyetçi olan herkes yarı yolda kesilmiş kalmıştır”.
Aslında bu hadisin maksadı, ibadetle ekmeli aramayı yasaklamak değildir. Zira bu övülmüş olan davranışlardandır. Bilakis, usanmaya sebep olacak ve farzı vaktinde yapmaya mani olacak nâfile ibadetlerdeki mübalağayı yasaklamaktadır.

(Dinimizde ruhbanlık yoktur. Et yiyin, hanımlarınızla mübaşeret edin! [Nafile] oruç da tutun! Tutmadığınız günler de olsun! [Nafile] namaz da kılın! Uyuyun da. Ben bunlarla emrolundum.) [Taberani].

Peygamberimizi insanüstü ya da insan dışı bir varlık gibi görmek ifrat, peygamberliği basite indirgemek, Allah’tan gelen vahyi insanlara bildiren aracı olarak algılamak, Hz. Peygamber’i ve onun sünnetini hafife almak ise tefrittir. Burada denge Kur’an’da Rabbimizin anlattığı Peygamber ve Rasûlullah’ın kendi örnekliğinden ortaya çıkan peygamber inancıdır: Beşer ama vahiy alan (Kehf, 110) vahiy almasına rağmen Allah bildirmezse gaybı bilmeyen (En’am, 50; Ali İmran, 179); maruf sünnetinin önünden yürünmesi yasaklanan (Hucurat, 1); çağırması basite alınmayan (Nur, 63) ama günahdan masun olup hatadan masun olmayan (Abese, 1) bir inanç itidal/denge üzeredir.

Çok yemek ifrattır, gerekenden az yemek tefrittir. Allah Resûlü (Çok yiyip içmek hastalıkların başıdır. ) buyurmuştur . [Dâre Kutni]
 Çok uyumak ifrattır, gerekenden az uyumak tefrittir. İhtiyaç kadar uyumak vasattır.
 İnsanın kendini başkalarından üstün görerek kibirlenmesi ifrattır. Kulluğundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir şekilde azap edecektir. (Nisa/173) Aşırı tevazu da tefrittir.
 Bir kimseyi aşırı sevip bütün sırlarını ona vermek ifrattır. Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bir kimseyi günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak sev. Buğzettiğine de günün birinde dost olabileceğini düşünerek buğzet.) [Tirmizi]

Cimrilik tefrit, (Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vâdeder. Allah her şeyi ihata eden ve her şeyi bilendir.
(Bakara /268) İsraf ise ifrattır. Cömertlik ise vasattır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:(Harcarken, ne israf, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında bir yol tutarlar.) [Furkan 67] İsra 29.Ayet: Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun
Tembellik tefrittir, acele ise ifrattır. Tembellik, şimdi yapılması gereken bir işi geciktirmek, daha sonraya bırakmak, ertelemektir. Hadis-i şerifte, (Erteleyenler [hayırlı iş yapmayı sonraya bırakan] helak olur) buyuruldu. Acele edip düşünmeden o işi yapmak ise ifrattır. Acele edende gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Mesela biri dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, ulaşmak istediği şeyden mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir. Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Acele şeytandandır.) [Tirmizi]

Sonuç olarak her şeyin normali iyi, aşırısı ise zararlıdır. Yağmur bile normal yağarsa rahmet ve bereket oluyor; bir anda fazla yağarsa, sel oluyor, afete dönüşüyor. Hayatın her alanında Allah’ın belirlediği bir ölçü ve denge vardır. Her şey bir plan ve programa göre hareket etmektedir. Kur’an bizi “Sakın, ölçü ve dengeyi bozmayın” diye ikaz etmektedir. Biz insanlar ölçüyü kaçırdığımız için, birçok konuda sıkıntı yaşıyor ve yaşatıyoruz. Allah’ın koyduğu dengeyi korumak ve ona göre yaşamak tüm insanlığın kurtuluşu anlamına gelmektedir.