Etiket: deneme

  • Sınandığımızın farkında mıyız?

    İnsanların son dönemlerde en fazla üzerinde durduğu, en fazla şikayetçi olduğu mesele tüketim mallarındaki fiyat artışlarıdır. Toplumun değişik kesimlerinden farklı yorumlar, farklı siyasi sebepler ortaya atsalar da soruna bakış açısı her zamanki gibi materyalist çerçevededir. Vesilelere takılıp hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, her şeyin ona ihtiyaç duyduğu Allah’ı unutturma çabasıdır.

    Oysa yaşananların temel sebebini bize bakara suresi 155. ayette Allah (cc) şöyle açıklamaktadır:

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz.
    (Ey Peygamber!)
    Sabredenleri müjdele!

    Farklı doğal afetler arasında en kritik afet olarak tanımlanan kuraklık 2021 yılında dünya için önemli bir tehdit haline geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı kuraklık haritası,Türkiye için de sarsıcı bir hâl aldığını gösteriyor. Rapora göre Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Bölgesi başta olmak üzere birçok bölge yılı kuraklıkla geçirdi. Bu kuraklık tarımdan hayvancılığa birçok sektörü olumsuz etkiledi.


    Bu olumsuz etkilere insanların aç gözlülüğü, fırsatı ganimete dönüştürme anlayışı da eklenince fiyat artışları kaçınılmaz bir durum haline geldi.

    Yaşananlar karşısında Müslümanların tavrı nasıl olmalıdır, sorusuna verilecek cevap bunun bir imtihan olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmektir. İsyan etmek yerine sabretmek doğru olandır. Çünkü ayetin sonunda sabredenleri müjdele buyurulmaktadır.
    Tevbe suresi 126.ayette Allah (cc h) insanları şöyle uyarıyor:

    Onlar, her yıl bir veya iki kez (çeşitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar.


    İbret almak maddi anlamda tedbir almaktan geçerken, tevbe etmek yaşantımıza çekidüzen vermek, Allah’ın sınırlarına uygun yaşamak, sadece söz ile değil eylemle bunu göstermektir.

    Her canlının ölümü tadacağını, bir deneme olarak insanların hayırla da, şerle de imtihan edileceğini, insanların ancak Allah’a döndürüleceği gerçeğini Enbiya suresi otuz beşinci ayetinde Allah bize bildirmektedir. Umulur ki sınandığımızı unutmadan yaşamayı başarabilelim.

  • Maun suresi ne diyor?

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çaresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de başkalarının doyurması için kayırır. Vay o namaz kılanların hâline ki, onlar namazlarını gereği gibi ciddi bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki gösteriş için yaparlar ve yardımlığı sakınırlar (kimseye bir damla şey vermek istemezler.)”


    Bu sûre bize şunları bildirmektedir: İnsanlar, yaptıkları iyilik veya kötülüğün karşılığını mutlaka görecekler.”Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlı karşılık vardır. Kim bir kötülük getirirse, o kötülükleri işleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza görürler.”(Sure No:28  Ayet No :84)

    Herkesin bir gün olup da ettiklerini bulmaları Allahü Teâlâ’nın inanılması gerekli kesin kanunu, hak dînidir.

    Buna inanmayıp da “Dînin aslı yoktur; öldükten sonra ettiklerimizin mükâfatını veya cezasını göreceğimiz de yalandır” diyenler vardır.Âhirete, cezâ gününe inanmayanlar öyle kimselerdir ki: 

    Onlar öksüzü itip kakar; kendisinde Allah korkusu olmadığı için yüreği katıdır; zayıflara insaf ve merhamet etmeyerek onları kakıştırır; onlara hakaretle bakar; kovar ve azarlar.

    Bu, onların âdetlerindendir. Demek ki bu huylar, âhirete îmansızlık alâmetlerindendir.Sonra böyleleri, çaresizlerin ve yoksulların hâline, yiyeceklerine dair başkalarına bir teşvikte de bulunmazlar. Bunları hiç düşünmezler. Ne kendileri doyurur, ne de vakti hâli yerinde olanların bakıp gözetmeleri için kayırır, tavsiye ve yardımlarda bulunur. 

    Hiçbir suretle fakir ve düşkünlerin hâlini düşünmez, böylelerine bakmaz ve bakılmasına taraftar olmaz. İşte bu gibi insafsızlıklar dîne ve âhirete inanmayan kimselerin huyudur. Bu kötü huylar onlar için tabiîdir.

    Fakat asıl şaşılacak şey, dindar görünenlerin bu kötü huylarla huylanmalarıdır. Bu sûre bize şunu diyor :

    Dînin rûhu, Allah’ın buyruklarına üstün bir saygı ile bağlanmaktır, sadece görüntü ile değil.

    Namaz da dînin direğidir. Namaz kılmak, Allah’ın huzurunda durmaktır. Böyle yüksek bir huzurda olduğunu düşünmeyerek, namazın önemini takdir etmeyerek baştan savma yapmak, yahut Allah için ve temiz bir niyetle kılmayıp dünyevî bir fayda düşüncesiyle ve başkaları görsün diye kılmak; malının zekâtını vermemek ve hatta kimseye bir yardımda bulunmamak Allah yanında büyük bir cezaya sebeptir.

    Bunların bu hâlleri, dinsiz ve îmansız olanların, yetimi itip kakıştırmasından, fakirlere, düşkünlere yardım etmemesinden daha ziyade kötüdür ve yazık bu gibilere.