İtidal

İtidal kelimesi köken itibariyle adalet kelimesi ile aynı anlamdan gelmektedir. İki kelimenin ruhuna da aynı mana hayat vermiştir . Ne eksik ne fazla, tam ayarında, tam da olması gerektiği miktarda ifadeleri hem adalet için hem de itidal için anlam karşılığı olarak yeterlidir. Yaptığımız her işin hakkını vererek, gereken kadar, ne eksik ne fazla orta yolu tutmak, yaşamımızın her alanında sırat-ı müstakim üzere olmak Müslümandan istenendir. İtidallin zıttı ise ifrat ve tefrittir. Fazlalık yönünde sapmaya ifrat, eksiklik yönünde sapmaya da tefrit denir. İkisi için de aşırı uç ifadesi yerinde bir karşılık olur. Her ne kadar günümüzde uçlarda yaşamak farklılık gibi görünse … Okumaya devam et İtidal

Dua

Dua ifadesi bizim zihnimizde sıkıntılı zamanlarda yardım istemek için Allah’a yalvarmak ya da sadece namazlardan sonra tekrarlamayı adet haline getirdiğimiz bir davranıştan ibaretmiş gibi geliyor. En azından bende öyle. Oysa manevi disiplini birinci ağızdan öğrendiğimiz Allah Resulü Hz Muhammed Sallallahu aleyhi sellem Efendimizin yaşamında dua neredeyse her fiilin ya başında ya sonunda, bazen de başlarken ayrı biterken ayrı olmak şartıyla her anında.  Elbisesini giyerken, devesine binerken, bir yokuş inişinde veya çıkışında, yatağına yatarken ve uykudan kalkarken, tuvalet ihtiyacını gidermeden önce ve giderdikten sonra, evden dışarıya adım atarken, kısacası her durumda dua eder, Allah’ı anardı. Zikir, gün boyunca onun (sas) dilinde, … Okumaya devam et Dua

Soyu Kesik

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.  (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser´i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.Kur’an’nın en kısa, mana bakımından da çok geniş sûresidir. Mekke’de nazil olmuştur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azınlıkta, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin (sav) erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla alay ederlerdi. “Eğer Muhammed hak Peygamber ve getirdiği din de İlâhî bir din olsaydı herkes bu dîne giriverirdi. Ve Muhammed’in arkasına adını andıracak bir erkek evlâdı kalırdı. Adını sanını yaşatacak bir evlâdı bile yok!” diyerek halkı Müslümanlıktan soğutmaya … Okumaya devam et Soyu Kesik

Kırk Hadis

Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurmuştur ki: 1-”İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” (Tirmizî,Birr, 16) 2- “Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir.”            (Buhari, Bedu’l-vahy, 4.) 3- “Kim bir iyilik yaptığında seviniyor, bir kötülük yaptığında üzülüyorsa o mümindir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 399) 4- ”Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.”                 (Tirmizî, İlim, 14.) 5- ”İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda nöbet tutarak geçiren göz.”   … Okumaya devam et Kırk Hadis

Hesap Kitap

Kapıdan içeri girdiğinde gözleri bitmek bilmeyen kırmızı halının üzerindeydi. Ayaklarını yerde sürüyerek ilerlemeye başladı. Karşısına çok iyi giyimli bir adam çıkıp da: – Hoşgeldiniz efendim, diye durdurmasaydı halıyı zımparalamaya devam edecekti. Adamı baştan aşağı süzdü. Boş bakışları yaklaşık yirmi saniye sürünce bu garip duruma daha fazla dayanamayan iyi giyimli adam hitabını yineledi: – Hoşgeldiniz efendim, buyrun şöyle oturun. Bunu duyunca kendini çok önemli biriymiş gibi hissetti, sesini kalınlaştırarak: – Hoşbuldum, hoşbuldum. Eh, oturayım bari, dedi ve adamın gösterdiği yere yerleşti. Bir iki dakika sonra kırmızı papyonlu başka bir adam geldi ve: – Hoşgeldiniz, ne alırsınız? dedi. – Ne alayım? – … Okumaya devam et Hesap Kitap

Her Şey Uçuyor

Mahallede, terk edilmiş deponun duvarına çok acayip resimler yapan; uzun boylu, siyah giyinmiş, seyrek sakallı genç, Âlim’in daha önce defalarca karşılaştığı fakat adını bilmediği biriydi. Resimlere, çizgilere, çizgilerdeki garip uyuma, renklere ve resmi yapan hem tanıdığı hem tanımadığı gence bakakaldı. – Bunlar ne acayip resimler böyle? – Resim değil, grafiti. -Grafiti ne ki ve benim içimden geçirdiklerimi sen nasıl duyabildin ? – İçinden geçenleri dışından söylersen herkes duyar ve cevap verebilir, dedi siyah giyimli, seyrek sakallı genç.  Âlim içinden geçirdiklerinin başkası tarafından duyulmasından çok utandı ve hiçbir şey söylemeden hemen oradan uzaklaştı.Eve ulaştığında, utancından ve telaşından terlediğini fark etti. Zihninden … Okumaya devam et Her Şey Uçuyor

İflas Etti!

Ebu Hureyre (r.a.) nin rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulü (s.a.s.) arkadaşlarına şu soruyu yöneltti: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” Ashab, “bize göre müflis, parası ve malı zarara uğramış kişidir ” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “ümmetimin müflisi, Kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekat görevlerini yerine getirdiği halde, ona-buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanını dökmüş, onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da Cehenneme atılır” buyurdu.                    (Müslim, “Birr”, 59) İlk bakışta bu hadisten çıkartabileceğimiz anlam, İslam’ın sadece … Okumaya devam et İflas Etti!

Neden Tevbe Etmedin?

Tevbe insanın kendi sınırlarına dönüşüdür. Haddini aşarak başkalarının hakkına girmiş ya da Allah’ın sınırlarını aşmış insanın sınırlarına dönüşüdür. Günahlar aynı zamanda insanın zayıf yönünü ya da zaaflarını öğrenme şeklidir. Sıradan bir insana yapılan bir yanlışlık için bile özür dilemek gerekirken, Allah azze ve cellenin emir ve yasaklarını çiğnemek ve üzerine nedamet getirmemek, özür dilememek büyük bir yanlış olur. Yanlışlıkta inat etmek de insanın kibre kapılması, büyüklük taslamasından ileri gelebilir. Suçundan vazgeçmeyen, tövbe etmeyen insan ya Allah’ı tanımıyor ya da onun bağışlamasından umudunu kesmiştir. Kişinin günahlarını Allah’ın affından büyük görerek af dilememesi, Allah’ın Gafur ve Rahim sıfatlarına tezattır. Oysa Allah (cc) kullarını çokça  … Okumaya devam et Neden Tevbe Etmedin?

Sığınmak

Müminlere son derece düşkün olan Allah Resulü Hz. Muhammed (sav), müminlere imanı ve ibadeti öğrettiği gibi Allah’a kulluğun bir başka tezâhuru olan. istiâzeyi  yani kötülüklerden Allah’a sığınıp O’ndan yardım istemeyi de öğretmiştir.       İstiâze;  endişelerimizden, korkulardan, istemediklerimizden, her türlü kötülükten Allah’ın kudretine ve himayesine sığınmaktır. O’ndan yardım talep etmektir. Günümüz ahlâk  yoksunu toplum içinde ahlâklı olma, ahlâklı kalma çabasıdır. Kendimizi ve kulluğumuzu keşfetmenin aracıdır.   Zira insan Allah’a sığınmakla hem kendi acizliğini, güçsüzlüğünü hem de O’nun yüceliğini, kuvvet ve kudretini dile getirmiş olur. Dolayısıyla başta şeytan olmak üzere,  her türlü varlığın kötülüğünden, içimize nüfuz edip bizi ayartmasından Allah’a sığınmak, kulluk vazifesinin bir … Okumaya devam et Sığınmak

Şeytana uymak

  Günah işlemek, doğru yoldan ayrılmak, kötü iş yapmak anlamındaki şeytana uymak ifadesi günlük dilde suçun büyüğünü şeytana atarak kendini temize çıkartma, yapılan fiilin tahrik altında gerçekleştiğini anlatma gayreti olarak karşımıza çıkar.   Ya da başka bir şekilde şeytan diyor ki diye başlayan ve sonu genellikle bir suç unsuru tarifi ile biten ifadeler olarak da biliriz. Peki ya şeytan ya da İblis kim? İnsan neden şeytana uyar? Sözlük anlamı uzaklaşmak, haktan ve hayırdan ayrılmak, muhalefet etmek” anlamındaki şatn  veya “öfkesinden yanıp tutuşmak” mânasındaki şeyt kökünden türediği ileri sürülen şeytân kelimesi “hayırdan ve rahmetten uzaklaşmış yaratık; yanıp helâke mâruz kalmış varlık” demektir. Kur’ân-ı … Okumaya devam et Şeytana uymak

Allah Neye Bakar?

Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediğini rivayet etmiştir. – Şüphesiz ki, Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz, lakin kâlblerinize ve amellerinize bakar. İnsanı yoktan var eden, ona şekil ve renk veren Allah (cc), kullarının vücut yapısına, rengine, şekline, dünyada kazandığı mallara, elde ettiği makama bakmaz. Onları dış görünüşlerinin durumuna göre değerlendirmez. Çünkü bunların hepsini insana O vermiştir. Allah verdiği nimetleri nasıl değerlendirdiğimizde bakar. Allah Teâlâ  kalbe ve imanın göstergesi olan güzel işlere bakar. «Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.» (Bakara: 110) «(Onlar Allah’a) iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikri ile sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kâlbler … Okumaya devam et Allah Neye Bakar?

Hesap verecek olan hatadan korkar.

Hayatınızda maneviyat ne kadar önemli? Maneviyat kişinin hayatını düzen içinde ve dengeli yaşamasını sağlayan motivasyon kaynağıdır. Yaptığı zerre kadar kötülüğün hesabını adil bir mahkemede vereceğine inanan biri kimseye kötülük yapmaz hatta tasarlamaz. Mahkemeye dair inancı olmayanlar ise bu dünyanın mahkemelerini kandırma derdindeler. Okumaya devam et Hesap verecek olan hatadan korkar.

Kur’an’ı Yüceltirken Ona Yabancılaşmak

“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Yok mu düşünüp öğüt alan?”                      (Kamer, 54/22)  Günümüz insanı, Kur’anın  emir ve yasaklarına uymak, üzerinde düşünüp öğüt almak yerine ; Kur’an-ı Kerimi âdeta bir dua kitabı gibi görmekte, belirli zamanlarda okumakla ona karşı görevinin tamamlandığını düşünmektedir. Toplumun Kur’an’a karşı olan saygısı içerdiği emir ve buyruklara saygıdan bağımsız bir hâl almaktadır.  Kur’anın maddi varlığına saygı duyar, sıradan bir kitap muamelesi yapmayız. Ele aldığımızda öpüp başa koyarız, belden aşağıya asla sarkıtmayız. Hele hele yere konulmasını onun kutsiyetiyle hiç de bağdaştırmayız. Son yıllarda özellikle Batıda … Okumaya devam et Kur’an’ı Yüceltirken Ona Yabancılaşmak

Tavırlarımızdaki Ölçü

Karşılaştığımız herhangi bir olay, durum, paylaşım ya da haber karşısındaki tavrımızı neye göre belirliyoruz? Bir şeyi neye göre kabul ediyor, neye göre reddediyoruz?  Herhangi bir konuda karar verirken bilgilerimizi yokluyor, kitaplar karıştırıyor muyuz, bilen birilerine danışıyor, istişare ediyor muyuz; yoksa o anki hislerimiz, heyecanlarımız ve menfaatlerimizin gerektirdiği gibi mi karar veriyor, kabul ya da reddediyoruz? Nedense ikinci söz ettiğimiz kısım daha ağır basıyor sanki? Müslüman bireylerin olaylar ve durumlar karşısındaki tavrı ne olmalı?  Müslüman bireyin tavrı her zaman Kuran ve sünnet ölçüsüne uygun olandır. Tavrımızın Kuran ve sünnet ölçüsüne uygun olması için de bizim Kuran ve sünnet bilgisine en azından … Okumaya devam et Tavırlarımızdaki Ölçü

Temiz miyiz?..

Allah Resulü Hz Muhammed, sallallahu aleyhi ve sellem: Temizliğe imanın yarısıdır” derken, Allah (cc) Bakara suresi 222. ayette “Muhakkak ki Allah, çok tevbe edenleri ve temiz olanları sever.” buyurmuştur. Peki bu temizlik, sadece bedeni kirlerden arındırmak ya da elbise temizliği olabilir mi? Yoksa buradaki temizlik hani biri öldüğünde “Allah rahmet eylesin temiz adamdı” dedikleri anlamdaki temizlik midir?    Kişinin dilinin, ahlâkının, kalbinin temizliği bedeninin temizliği kadar hatta daha da önem değil midir?   Konuştuğu zaman yalan söylemeyen, küfür etmeyen, dedikodudan uzak duran, iftira etmeyen, boş sözlerle insanları eğlendirmeye uğraşmayan, başkalarının yaptıklarıyla alay etmeyen, başkalarının hakkına girmeyen insalar için söylenen “temizlik” bu soruların … Okumaya devam et Temiz miyiz?..

Kiminle arkadaşsın?

Ebu Hureyre radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:  Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Sizden her biriniz kiminle arkadaşlık yaptığına baksın. Kişinin arkadaşındaki ahlâk, güzellik ve iyiliklerden ne varsa ona benzer şeyler, kendisinde de var demektir.  Peki iyi insan kimdir, sorusunu Allah (cc) Kuran-ı Kerimde şu şekilde cevaplıyor : Onlar, Allah´a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men ederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.                              (Âl-i İmrân 3) Kişinin arkadaşı kötü biriyse arkadaşında bulunan kötü davranış, ahlâksızlık, yalancılık, boş işler, aşırılıklar … Okumaya devam et Kiminle arkadaşsın?

Akıllı İnsan

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurmuştur: – Akıllı adam, nefsini hesaba çeker ve ölümden sonraki hayat için iyi amel işler. Aciz adam nefsini hevasına uydurur, sonra Allah’tan (mağfiret) temenni eder. (İbn-i Mace) Yarın için hazırlık yapan Müslüman akıllı insandır. Hiçbir hazırlık yapmadan, nefsinin isteklerine göre yaşayıp ölmeye yakın ibadet etmeye çabalamaz.Son gün sınav hazırlığı yapan başarısız öğrenciler gibi olmaz. Başkalarının ne dediğine değil, Allah (cc) ve Resulünün (sav) ne dediğine bakar ve ona göre yaşar. Allah Teâlâ akl-ı selim sahiblerini övmüştür ve onların vasıflarını şöyle bildirmiştir. «Rabb’ından sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? … Okumaya devam et Akıllı İnsan

Susmak mı Konuşmak mı?

 Günahların sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.  Allah’ın yasakladığı çoğu fiil,  yaşamdan zevk almak, anın tadını çıkarmak gibi süslü elbiseler giydirilip, renkli ambalajlarda her türlü platformda insanlara sunulur olmuş. Film repliğinde “Ben yalan söylemeyi beceremem ki…” diyen damat adayına “Merak etme, yakında alışırsın” diyen Adile Naşit gibi olduk hepimiz. Yasak olan her şeyin bir cazibesi, çekici bir yanı var. İnsanların büyük çoğunluğunun bu kadar çabuk aldanması da bu çekiciliktir.     Gıybet, laf taşımak, yalan, içki, zina, kumar, faiz, haksız kazanç… terim olarak itici, soğuk görünseler de hayatın değişik zamanlarında insanların keyifle yaptığı eylemlere dönüşmektedirler.  Dedikodunun -kişinin duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan … Okumaya devam et Susmak mı Konuşmak mı?

Allah’ı Sevmek

İnsanlardan bazıları Allah´tan başkasını Allah´a denk ilahlar edinir de onları Allah´ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah´a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah´a ait olduğunu ve Allah´ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.                                             ( Bakara 165.Ayet) Kur’ân-ı Kerîm’in insanlığı ulaştırmak istediği en önemli hedef, Allah’ın birliğine inanmak ve Allah’ı her şeyden daha çok sevmektir. Âyette “İman edenler ise en çok Allah’ı severler” buyurularak bu hususa işaret edilmiştir. Görüldüğü gibi … Okumaya devam et Allah’ı Sevmek

Anın Tadını Çıkarmak

Eskilerin ifadesiydi ” Felekten bir gün çalmak“, güzel vakit geçirmek  ya da “Hayattan kâm almak” günümüz insanı için, her gün olması gerektiği düşünülen bir hayat tarzına hatta hayat standardına dönüştü. Sağımızda solumuzda “Hiç eğlenceli değil, sıkıldım, bunu yapmak istemiyorum” diyen çocuklar, gençler hatta yetişkinler türedi. Tüketimi arttırmak için pek çok markanın kullandığı sloganlar zamanla toplumun büyük bir kesiminin yaşam felsefesi haline geldi. Bu durum aklıma “İnsanın amacı anı değerlendirmek mi yoksa andan haz almak mı?” sorusunu getiriyor. Yaşamını “eğlence merkezi tadında yaşamak isteyen Müslüman” fikri bana garip geliyor ama ne yazık ki yaşamın gerçeği… “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir” … Okumaya devam et Anın Tadını Çıkarmak

Neden düşünmüyoruz?

Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah´ın kudretine) işaretler vardır. Kuran-ı Kerim’de birçok ayetin sonunda bu ve buna benzeyen ifadelerin bulunması tesadüf olmadığına göre “düşünme, hikmet, feraset” gibi kavramların hayatımızda daha çok yer alması gerektiği emredilmişken, ne kadar az düşündüğümüzü, tefekküre ne kadar az zaman ayırdığınızı fark ettiniz mi?  Yaşamı boyunca insanlar dünya ve ahiretleri için hiçbir işe yaramayacak gereksiz pek çok şey için zaman harcarken; düşünmek, herhangi bir konu hakkında tefekkür etme noktasında … Okumaya devam et Neden düşünmüyoruz?

Şimdi ne yapmam lazım?

İslamı yeni kabul eden hemen hemen her  insanın sorduğu bir soru vardır: Şimdi ne yapmam lazım?  Evet,  Allah’tan başka ilah olmadığına ve Resûlullah’ın onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyorum,  şimdi ne yapmam lazım? Sadece şehadet getirmek yeterli mi? İslamı yeni kabul edenler “iman ettim” demenin yeterli olmadığını düşünüyor da biz Müslümanlar niye düşünmüyoruz? Elhamdülillah Müslümanım demek bize neden kâfi geliyor ? Sadece söylemekle yetinmek, hayata  yansıtmamak, garip değil mi?   İslamı yeni kabul eden her insan, dinin gereklerini merak eder de o dinin içine doğan biz Müslüman evlatları niye merak etmeyiz ? Derenin yanında yaşayan insanın suya verdiği değerle çölde yaşayan … Okumaya devam et Şimdi ne yapmam lazım?

Dışardan Görünen

Geçen gün arabayla yolda gidiyorum, bagajda üç damacana su var. Sular bagajda herhangi bir bağlantı olmadan yolculuk yapıyor ve devrilmeleri halinde bagaj su içinde kalabilecek bir durum söz konusu.Yolda bir gidişim, bir dönüşüm var ki sanki kocaman yüke sahip tonajlı bir kamyon.Benim o dönüşümü dışardan gören birinin yerine kendimi koydum.Yoldayım biraz da acelem var ve öndeki araba öyle yavaş bir dönüş yapıyor, sinirden çatlarım. Yürü be adam! Tır mı, kamyon mu bu; küçücük araba dön artık! Dışardan bakıldığında anlamanın pek mümkün olmadığı bu durum, iç yüzünü bilen biri için mantıklı gelebilecekken, bilmeyenlere göre çok saçma ya da acemice gelecektir. Şimdi … Okumaya devam et Dışardan Görünen

Sınav hazırlığı

Düşünün…..İlköğretim çağlarından başlayarak öğretilenleri “ne kadar çalışkan çocuk desinler diye değil, sadece yazılı geçmek için de değil,” kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü için öğrenmiş, her zaman belirli bir disiplinle az ama devamlı çalışmış, çevresindeki kötü örneklerin peşine düşmemiş, başka çocuklarda gördüğü … Okumaya devam et Sınav hazırlığı

Sınandığımızın farkında mıyız?

İnsanların son dönemlerde en fazla üzerinde durduğu, en fazla şikayetçi olduğu mesele tüketim mallarındaki fiyat artışlarıdır. Toplumun değişik kesimlerinden farklı yorumlar, farklı siyasi sebepler ortaya atsalar da soruna bakış açısı her zamanki gibi materyalist çerçevededir. Vesilelere takılıp hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, her şeyin ona ihtiyaç duyduğu Allah’ı unutturma çabasıdır. Oysa yaşananların temel sebebini bize bakara suresi 155. ayette Allah (cc) şöyle açıklamaktadır: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz.(Ey Peygamber!)Sabredenleri müjdele! Farklı doğal afetler arasında en kritik afet olarak tanımlanan kuraklık 2021 yılında dünya için önemli bir tehdit haline geldi. Meteoroloji … Okumaya devam et Sınandığımızın farkında mıyız?

Affedebiliyor muyuz?

Hepimizin ortak umudu mahşerde Allah’ın bizi affedip, temize çıkarması, cennete girmemize izin vermesi… İnşallah böyle de olur, diye dua etmekten de kendimi alamıyorum! Al-i İmran suresi 129. ayette Allah (cc) bu umudumuz hakkında şöyle buyuruyor: Göklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. Peki; bizim hakkımıza giren, bize hakaret eden, bizimle alay eden, bizim koyduğumuz sınırları aşan, arkamızdan hoşumuza gitmeyecek laflar etmiş birilerini, biz affedebiliyor muyuz?Bunun üzerine uzun bir muhasebe yapmak gerekiyor.İyice bir düşünmek gerekiyor. Biz affedebiliyor muyuz? Biz affedemiyorsak sıkıntı büyük demektir. Sen affetmezsen, sen hakkından vazgeçmezsen başkası vazgeçer mi … Okumaya devam et Affedebiliyor muyuz?

Hayat ölçüsü

Zilzâl suresi, insanın yaşamını değiştirebilecek yaşamına çok önemli bir ölçü getirebilecek harika bir sure. Kelime anlamı sarsıntı ya da depremdir.İçimizden biri, başka hiçbir bilgiye sahip olmasa sadece Zilzâl suresini bilse ve surenin hükmüne uygun davransa o kişinin tertemiz bir yaşam sürmesi için yeter sanki.Surenin tamamının meali şöyle: Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan  «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler.Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.Kıyamet gününde yaşanacakları anlatan sureden bizim asıl aklımızda … Okumaya devam et Hayat ölçüsü

Ya Sonra?..

İnsanın dünyadaki yaşamı, güzel bir yemeği yemek gibidir. Yemeği yerken ağızda bıraktığı lezzetin verdiği hazla yemek, miktarına dikkat etmeden yemek, başkasının hakkı olup olmadığını düşünmeden yemek, doymak bilmeden yemek, yemek … Peki ya sonra? Yemek bitince başlıyor asıl mesele, karında ağrı, midede sancı, ağırlık …vs Oysa yerken ne de lezzetliydi, ne de keyifliydi. Yaşarken; daha fazla başarı, daha fazla mal, daha fazla övgü, daha fazla haz, daha fazla lüks, daha fazla eğlence, daha fazla, daha fazla… Ya ölünce?… Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. … Okumaya devam et Ya Sonra?..

İnsan Unutur

İnsan unutkan bir varlık. Nereden geldiğini, nereye gittiğini, ne için var edildiğini unutan, kendini sorgulamayı unutan, iyiliği unutan, sabretmeyi unutan, şükretmeyi unutan, şeytanın kendine düşman olduğunu unutan, ölümü unutan, ahireti ve hesabı unutan… Bunun içindir ki namaz günde beş defa tekrarlanan bir ibadet ya da hatırlatma. Allah’ı hatırlamak, Allah’ın koyduğu sınırları hatırlamak için her rekâtte (Rahmân ve rahîm olan Allah´ın adıyla.) *Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah´a mahsustur.*O, rahmândır ve rahîmdir.*Ceza gününün mâlikidir.*(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.*Bize doğru yolu göster. *Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! (Fatiha1/7) … Okumaya devam et İnsan Unutur

Beşer miyiz, insan mı?

Beşer miyiz yoksa insan mı? Beşer ifadesi, insanı da içine almaz mı? İnsan; kavram olarak, emir ve yasaklara muhatap olan, sonsuzluk âlemine hazırlanma noktasında “beşer”den ayrılan bir varlıktır. “Beşeriyet, insanın yaratılış yönündeki durumlarını – daha çok nefsani durumları- ifade eder. İnsaniyet ise fazilet ve ruhsal durumlara ait bir kelimedir. Unutmak, korkmak, sevmek, iştah vb. haller beşeriyete ait niteliklerdir. Kerem, cömertlik, iyilik, sözünde durma, kanaatkârlık gibi haller ise insaniyet ile ilgilidir. Dolayısıyla insaniyet ahlâk ile ilgili bir durumdur.” İnsan olmayı başardığında şereflilerin en şereflisi olan birey, başaramadığında aşağılıkların en aşağılığı da olmaktadır. Kur’an-ı Kerimde Tin suresinde : İncire, zeytine, Sina dağına … Okumaya devam et Beşer miyiz, insan mı?

Ahirete iman ne değiştirir?

Başlangıçta Avrupa’da kabul gören, “bilim adamları güvenilir, din adamları güvenilmez” imajı, materyalizmi ( maddeciliği) insanlığın “yeni dini” olarak tüm dünyaya dayatmış, maddeyi ve parayı yaşamın tek gayesi haline getirmiştir. Günümüzde insanların büyük bir çoğunluğu maddeye ulaşmayı yaratılış gayesi gibi görmekte, maddi refaha ulaşmak için her türlü yola “haram helal ayrımı olmadan” sapmaktadır. Ekonomik güce sahip olanların her istediğine ulaşabildiği imajı; medya, sosyal medya, film ve dizilerle topluma kabul ettirilmiş, maddeye olan ihtiyaç manevi değerlerin önüne geçirilmiştir. Dünyada yaşanan adaletsizliklerin, cinayetlerin, yolsuzlukların, haksızlıkların, sömürme zihniyetinin temelinde de bu anlayış yatmaktadır. Bu problemlerin tamamında hesap vermeme anlayışı ,ahiret inancının olmaması vardır. “Herkesin … Okumaya devam et Ahirete iman ne değiştirir?

Günah Olarak Yeter

       Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin’in şöyle buyurduğunu söyledi: – Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter. Kişinin her duyduğunu, sosyal medyada okuduğunu, değişik kanallardan edindiği bilgileri hiç araştırmadan, tahlil etmeden, önünü ardını düşünmeden aktarması hadisi şerifte de ifade edildiği gibi günah olarak  kişiye yeter.  Peki Neden? İşittikleri arasında yalan veya iftira varsa, onları başkasına aktarmakla kendisi de yalan ve iftiraya ortak olmuş olur. Bilmediğin şeyin ardına düşme, çünkü göz, kulak ve kalp hepsi sorumludur, mutlaka sorguya çekilecektir.”                             (İsra, 17/36) … Okumaya devam et Günah Olarak Yeter

Allah’ın Ölçüsü

Ebu Hureyre (r.a.) den nakledilen bir hadis-i şerifte Allah Rasulü (s.a.s.) şöyle buyurdular: “Allah sizin suretlerinize (görünüşünüze) ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve işlerinize bakar.” (Müslim, “Birr”, 34) İmaj ve görüntünün en belirleyici etkenlerden biri olduğu ve bunun için büyük harcamaların yapıldığı günümüzde, Allah Rasulü’nün bize hatırlattığı bu ölçüyü tekrar tekrar okuyup hafızamıza yerleştirmeliyiz.Allah sizin suretlerinize (görünüşünüze) ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve işlerinize bakar. Görüldüğü üzere Yüce Allah bu ölçüyle, niceliği değil niteliği, kabuğu değil özü, maddeyi değil manayı, şekle indirgenmiş ameli değil samimi niyeti öncelemekte ve bunu önemsemektedir. “Gizli ve aşikar her şeyi bilen” (Nahl, 16/19), “kalblerin gizlediklerine vakıf olan” (Gâfir, 40/19) Cenabı Hak … Okumaya devam et Allah’ın Ölçüsü

Maun suresi ne diyor?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çaresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de başkalarının doyurması için kayırır. Vay o namaz kılanların hâline ki, onlar namazlarını gereği gibi ciddi bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki gösteriş için yaparlar ve yardımlığı sakınırlar (kimseye bir damla şey vermek istemezler.)” Bu sûre bize şunları bildirmektedir: İnsanlar, yaptıkları iyilik veya kötülüğün karşılığını mutlaka görecekler.”Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlı karşılık vardır. Kim bir kötülük getirirse, o kötülükleri işleyenler, ancak … Okumaya devam et Maun suresi ne diyor?

Kim Sıkıntı Gideriyor?

“Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.  Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah da dünya ve âhirette onun işlerini kolaylaştırır.   Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve âhirette onun ayıplarını örter.Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”  (Ebû Dâvûd, Edeb, 60) Hadis-i şerifte söz edilen insan olmak için çok büyük çabalara bile gerek olmayabilir. Trafikte, sokakta, iş yerinde, apartmanda karşılaştığımız insanlara biraz daha hoşgörülü olmak, ev halkıyla daha iyi geçinmek, karşılaştığımız insanlara tebessüm etmek gibi basit fiillerle başlayabiliriz. Sadece kendini daha esprili, daha zeki göstermek için başka insanların … Okumaya devam et Kim Sıkıntı Gideriyor?

Ne istiyoruz?

 Bakara suresi 200, 201. ayetlerde Allah (cc) şöyle buyurmuştur: (Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla) İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, “Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver.” derler; böyle kimseler için ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, Ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle.’ derler.” İnsan, neden sadece dünyadan nasip ister ki, hem dünyadan hem de ahiretten istemek dururken diye düşünsek de “Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver.”diyen insanlar arasında acaba biz de var mıyız?  Dünyaya dair isteklerde acaba aşırıya kaçıyor muyuz ? Bu ayetin yaşamımıza yansıması üzerine biraz düşünelim:Herkes yapılan haksızlıklardan, adam kayırmalardan şikayetçidir. … Okumaya devam et Ne istiyoruz?

İnfak

 Mülk kimindir? Allah’ın. İnsan kimdir? Mülkün geçici bekçisi. O’nun verdiğini kimse alamaz; O’nun aldığını kimse veremez. Veren de Allah; “VER” diyen de Allah; verdiren de Allah… İnsanların tüm kazandıkları Allah’ın verdiğidir. Onun için insanlar infak ederken, yoktan var ettikleri servetlerinden değil; Allah’ın yarattığı ve herkesin ortak yararlanmasına sunduğu zenginliklerden harcadıklarını bilmeleri gerekir. Aksi halde “Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sende ihsan et”  emrine karşı, bu servet bana ancak benim bilgim sayesinde verildi diyen Karun gibi olurlar. Âlimler, şu beş kişi aldanmıştır, der: 1.Yaratıcının Allah olduğunu bilip de kulluk etmeyen. 2.Rızkı verenin Allah olduğunu bilip de kendini huzur ve güven içinde hissetmeyen. 3.Dünyanın geçici olduğunu … Okumaya devam et İnfak

Neye hayır? Lâ

Lâ ilâhe illallah ” ifadesinin anlamını biliyor musunuz? Müslüman bir toplumda dünyaya gelmiş, neredeyse her insanın “Allah’tan başka ilah yoktur.” olarak bilmesi gereken bu bu ifadenin (kelime-i tevhidin) yaşama yansıması nedir?  Ben Allah’tan başka bir yaratıcı ya da tanrı tanımıyorum, sadece Allah’ı yaratıcı olarak tanıyorum demek ile kelime- i tevhid anlamı tamam oluyor mu? Bu sözü söylemek tek başına yeter mi? Şimdi bu ifade üzerine düşünelim:     Ezan sesini duyuyorsun, aklının bir köşesinden gelen fısıltı namaz kılmak zorunda olduğunu söylüyor, Allah’a olan kulluğunu göstermek zamanı, diyor.  Düşünüyorsun, şimdi kalkacaksın, abdest alacaksın, üstüne başına çeki düzen vereceksin, camiye gitsem mi, evde mi kılsam … Okumaya devam et Neye hayır? Lâ

Kim Yapacak?

Hepimizin yaşamında ya da çevresinde gördüğü bazı olumsuzluklar ya da yanlışlıklar var. Bunları birilerinin düzeltmesi gerektiğini düşünürüz, nedense. Hep başkasından bekleyen bir yapımız vardır. Niye bu yanlışlıkları düzeltecek kişi biz değiliz de başkaları, acaba bunu hiç düşündük mü? Toplumdaki her türlü problemi tek başıma çözmem elbette mümkün değil ama hiçbir şey yapmadan sadece şikayet etmek de yeterli değil elbette. Hemen hemen her konuda hepimizin yapabileceği pek çok şey mutlaka var. Önemli olan bir şeyler yapma azmine sahip olmak. İnsanlar çevrenin kirinden, çöpünde şikayet ediyor; toplumun ahlakının bozulduğundan şikayet ediyor; kimseye güvenin kalmadığından şikayet ediyor; ekonomik adaletsizlikten şikayet ediyor; ediyor da … Okumaya devam et Kim Yapacak?

Azı Çokla Değiştirir misiniz?

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıylaDoğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar. ( İnsan 27)Allah; insanı böyle tarif ediyor, çabuk elde edileni , peşin olanı, yakında olanı sever. Ölümünden sonra tekrar diriltileceği gerçeğini önemsemeden, az bir menfaat karşılığında hesap gününü ve Allah’ın emirlerini unutarak anı kurtarma, hazırı elde edebilme telaşına düşer. Oysa insan tek bir ayetle bile yaşamına yön verebilir:Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir. (Al-i İmran … Okumaya devam et Azı Çokla Değiştirir misiniz?

Çocuk Eğitimi

Bugünün çocuklarını kim eğitiyor ya da toplumu kim şekillendiriyor, diye sorduğumuzda söylenecek pek çok şey bulunabilir. Peki ya sizin çocuğunuzu kim eğitiyor? Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.” (Tahrim-6) Ayet nazil olduğunda Ashab-ı Kiram: “Ya Rasulallah! Kendimizi koruyabiliriz. Peki ya ehlimizi (aile fertlerimizi) nasıl koruyacağız?” diye sordular. Rasulullah (sav) şu cevabı verdi: ‘’Onlara Allah’a kul olmayı, taat ve ibadeti emredersiniz. Allah’a isyan etmekten ve günah işlemekten de nehyedersiniz. İşte bu onları korumak demektir.’’ diyerek ailenin bu mühim … Okumaya devam et Çocuk Eğitimi