Dua

Dua ifadesi bizim zihnimizde sıkıntılı zamanlarda yardım istemek için Allah’a yalvarmak ya da sadece namazlardan sonra tekrarlamayı adet haline getirdiğimiz bir davranıştan ibaretmiş gibi geliyor. En azından bende öyle. Oysa manevi disiplini birinci ağızdan öğrendiğimiz Allah Resulü Hz Muhammed Sallallahu aleyhi sellem Efendimizin yaşamında dua neredeyse her fiilin ya başında ya sonunda, bazen de başlarken ayrı biterken ayrı olmak şartıyla her anında.  Elbisesini giyerken, devesine binerken, bir yokuş inişinde veya çıkışında, yatağına yatarken ve uykudan kalkarken, tuvalet ihtiyacını gidermeden önce ve giderdikten sonra, evden dışarıya adım atarken, kısacası her durumda dua eder, Allah’ı anardı. Zikir, gün boyunca onun (sas) dilinde, … Okumaya devam et Dua

Soyu Kesik

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.  (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser´i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.Kur’an’nın en kısa, mana bakımından da çok geniş sûresidir. Mekke’de nazil olmuştur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azınlıkta, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin (sav) erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla alay ederlerdi. “Eğer Muhammed hak Peygamber ve getirdiği din de İlâhî bir din olsaydı herkes bu dîne giriverirdi. Ve Muhammed’in arkasına adını andıracak bir erkek evlâdı kalırdı. Adını sanını yaşatacak bir evlâdı bile yok!” diyerek halkı Müslümanlıktan soğutmaya … Okumaya devam et Soyu Kesik

İflas Etti!

Ebu Hureyre (r.a.) nin rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulü (s.a.s.) arkadaşlarına şu soruyu yöneltti: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” Ashab, “bize göre müflis, parası ve malı zarara uğramış kişidir ” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “ümmetimin müflisi, Kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekat görevlerini yerine getirdiği halde, ona-buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanını dökmüş, onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da Cehenneme atılır” buyurdu.                    (Müslim, “Birr”, 59) İlk bakışta bu hadisten çıkartabileceğimiz anlam, İslam’ın sadece … Okumaya devam et İflas Etti!

Kur’an’ı Yüceltirken Ona Yabancılaşmak

“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Yok mu düşünüp öğüt alan?”                      (Kamer, 54/22)  Günümüz insanı, Kur’anın  emir ve yasaklarına uymak, üzerinde düşünüp öğüt almak yerine ; Kur’an-ı Kerimi âdeta bir dua kitabı gibi görmekte, belirli zamanlarda okumakla ona karşı görevinin tamamlandığını düşünmektedir. Toplumun Kur’an’a karşı olan saygısı içerdiği emir ve buyruklara saygıdan bağımsız bir hâl almaktadır.  Kur’anın maddi varlığına saygı duyar, sıradan bir kitap muamelesi yapmayız. Ele aldığımızda öpüp başa koyarız, belden aşağıya asla sarkıtmayız. Hele hele yere konulmasını onun kutsiyetiyle hiç de bağdaştırmayız. Son yıllarda özellikle Batıda … Okumaya devam et Kur’an’ı Yüceltirken Ona Yabancılaşmak

Susmak mı Konuşmak mı?

 Günahların sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.  Allah’ın yasakladığı çoğu fiil,  yaşamdan zevk almak, anın tadını çıkarmak gibi süslü elbiseler giydirilip, renkli ambalajlarda her türlü platformda insanlara sunulur olmuş. Film repliğinde “Ben yalan söylemeyi beceremem ki…” diyen damat adayına “Merak etme, yakında alışırsın” diyen Adile Naşit gibi olduk hepimiz. Yasak olan her şeyin bir cazibesi, çekici bir yanı var. İnsanların büyük çoğunluğunun bu kadar çabuk aldanması da bu çekiciliktir.     Gıybet, laf taşımak, yalan, içki, zina, kumar, faiz, haksız kazanç… terim olarak itici, soğuk görünseler de hayatın değişik zamanlarında insanların keyifle yaptığı eylemlere dönüşmektedirler.  Dedikodunun -kişinin duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan … Okumaya devam et Susmak mı Konuşmak mı?

Neden düşünmüyoruz?

Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah´ın kudretine) işaretler vardır. Kuran-ı Kerim’de birçok ayetin sonunda bu ve buna benzeyen ifadelerin bulunması tesadüf olmadığına göre “düşünme, hikmet, feraset” gibi kavramların hayatımızda daha çok yer alması gerektiği emredilmişken, ne kadar az düşündüğümüzü, tefekküre ne kadar az zaman ayırdığınızı fark ettiniz mi?  Yaşamı boyunca insanlar dünya ve ahiretleri için hiçbir işe yaramayacak gereksiz pek çok şey için zaman harcarken; düşünmek, herhangi bir konu hakkında tefekkür etme noktasında … Okumaya devam et Neden düşünmüyoruz?